İdris Akyüz
Posta GazetesiDoğu Karadeniz’in etnik yapısı nedir? Bölge halkının kökeni nereden geliyor? Acaba hala buralarda Pontos, Ermeni ya da daha başka kökenli insanlar yaşıyor mu?
Bence anlamsız sorular...
Dolayısıyla bu soruların yanıtını aramak da anlamlı değil. Etnik bağlamda herhangi bir yararı olacağı kanısında değilim.
Değil mi ki herkes bu bölgede yaşayanlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Ve Türk kimliğini taşıyor... Tasada, kaygıda, kederde ve sevinçte bütünüyle bu ülkede yaşamı paylaşıyorlar... Türk, Pontos, Ermeni, Ibıh, Abhaz, Gürcü, Azeri, Çeçen, Dağıstanlı, Laz, Lez, Mengrel kökenli olsalar ne fark eder?
***
Siyasi anlamda etnik geçmişle, sosyal anlamda kültürel geçmişi karıştırmamak lazım. Siyaseten etnik anlamda bir araştırma yarardan ziyade zarar getirir. Huzuru bozulur insanların... “Siz ve Biz” ayrımcılığı, “kafatasçı” bir milliyetçilik anlayışını beraberinde getirir ki herkes birbirine düşer. Ve farkında olmadan belli bir siyasi amaca hizmet edilmiş olur. Sonuçta ise ne dirlik kalır ne düzen!
Eğer kültürel bir araştırma söz konusu ise buna sonuna kadar destek olmak lazım. Çünkü o bir zenginliktir...
Bu bakımdan, Doğu Karadeniz halkının kim olduğu ve hangi kökenden geldiğine girmeyeceğim... Doğu Karadenizliler de yukarıda belirttiğim şekliyle, en az bu ülkede yaşayan diğer insanlar kadar Türk’tür. Hiç birinin bu üst kimliğin altında bir başka kimlik arayışı yoktur. Olmaz da... Ve hiç bir zihniyetin bu temel değeri yıkabilmesi mümkün değildir.
Atatürk, “Ne mutlu Türk diyene” demedi; Bu söz bir şemsiyedir; bir üst kimliktir. Ve hangi etnik kökenden olursa olsun, bu ülkede yaşayan herkesin koruma kalkanıdır bu kimlik. Dolayısıyla, bu ülkede yaşayan insanların hiç biri bir diğerinden ne daha fazla ne de daha az Türk’tür...
***
Sonuç olarak itiraf etmeliyim ki bu tartışmada ben de gaza geldim. Farkında olmadan, belli bir zihniyete prim verdiğim için de kendime kızıyorum.
Ömer Asan’ın “Pontos Kültürü” adlı kitabındaki önsözün nihayet gerçeğini buldum... Yunanlı Prof.Dr.Neoklis Sarris’in yazdığı önsözdeki; “Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasının resmi sebebi, bir hafta öncesi İzmir’e çıkan Yunan askerinin çıkışının resmi sebebinin aynısıdır” ifadesi “Milli Kurtuluş Tarihi”ni yazan Doğan Avcıoğlu’ndan alıntıdır. (Milli Kurtuluş Tarihi, Cilt 3, sayfa 1189)
İşte esas üzerinde durulması gereken buydu ve buradaki, “resmi” sözcüğü olmalıydı.
Ama her nedense ATV’deki “Ceviz Kabuğu” programında bütün bunlara dikkat edilmedi. Kitabın yazarı Ömer Asan da her nedense bu ayrıntıyı dile getiremedi... Ve tartışma, bu noktada kilitlenip kaldı. Önsözdeki bu ibarenin önü ve ardı da irdelenmedi. Doğrusu işinde oldukça titiz davranan sevgili Hulki Cevizoğlu’nun bütün bunları nasıl gözden kaçırdığını anlayamadım.
Yarın, tartışmanın bu bölümünü detaylandırıp, kime ne yarar ağladığına değineceğim.