DOĞU KARADENİZ’DE TÜRKÇE, RUMCA/PONTOSÇA, LAZCA
HALK ŞARKILARI VE BİR ÖLÜM DESTANI

[Toplumbilim Dergisi, Mayıs 2001, 12. sayıda yayımlanmıştır.]

Ömer Asan

Bugün dünyanın her yerinde halk şarkıları söylendiğini biliyoruz. Yine de biliyoruz ki, farklı coğrafyalarda farklı şarkılar söylene gelmektedir. Yani her bölgenin kendine özgü gelenekleri, tavırları, gelenekleri var. Aynı etnik gruptan olduğu varsayılan ancak farklı coğrafyalarda yaşayan topluluklarda da böylesi farklılıklara rastlanmaktadır. Tersi bir durum da zaman zaman gözlenebilir; yani aynı coğrafyada farklı kültür gruplarına rastlayabiliyoruz. Doğu Karadeniz, bu açıdan incelenmeye değer bir alandır.

Bugün Karadeniz’de söylenen şarkıların belli bir ölçüsü vardır. Genellikle dörtlü mısra halinde ve her mısrası yedi heceden oluşmaktadırlar. İkinci mısra ile dördüncü mısranın son hecelerinin kafiyeli olmasına dikkat edilir. İlk iki mısra, son iki mısradan anlam bakımından bağımsız olabilir. Anlam bakımından bütünlük taşıyan dörtlü türkülerse çok daha duygulu ve etkileyicidirler. Örneğin:

E patsi nto nistazis
E kız ne uyuklarsın

Mel ce vutero stazis
Bal ve yağ damlarsın

Ela as horevume
Gel horon oynayalım

İse ti manas patsis
Sen ananın kızısın
(Of-Erenköy, Fuat Keskin)

Bu türkü, kız-erkek karışık veya karşılıklı yapılan horon esnasında bir kıza atılmıştır ve ilk iki mısra ile son iki mısra anlam bakımından birbirinden bağımsızdır. İlk iki mısra, son iki mısraya lirik ve etkileyici bir ayak oluşturmak, son iki dizeyi söylemeden önce dinleyicilerin dikkatini çekmek amacını taşımaktadır.

Ey gidi Kazankıran
Ey gidi Kazankıran

Ta şonasis lömena
Hep karların erimiş

Erthe i pşim eş eğven
Geldi canım çıkıyor

Ta tsaruşa’m demena
Çarıklar çözülmemiş
(Of-Erenköy, Saliha Eroğlu)

Bu türkü ise, ilkyazın yaylaya çıkmakta olan köylülerin dik ve sarp bir yolu olan Kazankıran geçidi için söyledikleri bir dörtlüktür. Burada bütün mısralar anlam bakımından bütünlük taşımakta ve geleneksel kafiyeye/lirizme uymaktadırlar.

Genellikle her halk şarkısının/türküsünün kendi şiiri ve bestesi vardır. Oysa Trabzon ve civarında bir beste/hava üzerine binlerce dörtlük okunabilir. Burada türkünün ezgisi iki mısralık bir kalıptır ve her iki mısrada bir tekrarlanır. Bu tarzda okunan ve bugüne kadar söylene gelen türkülerin çoğu anonimdir.

Trabzon’da atma/çatma denen türkü geleneği bugün yalnızca Of ilçesinde sürdürülmektedir. Rumca ve Türkçe olarak sürdürülen bu gelenek genellikle oyun havası türündeki ezgiler eşliğinde söylenir. Kız-erkek karışık ve karşılıklı olarak veya erkek erkeğe, kız kıza oynanan oyunlarda da atışmalar yapılmaktadır. Rize ve çevresinde de atma/çatma türkü geleneğinin Lazca, Türkçe olarak halen sürdürüldüğünü biliyoruz.

Atma türküler tek yanlı olarak söylenir. Belli bir ezgi üzerinde grup halinde horon oynarken kendine güvenen bir kişi ritme uyarak karşısına aldığı bir başka kişiye doğaçlamadan kurduğu türküyü atar. Karşısındaki kişi de çalmakta olan ezginin ritmine uyarak kendisine türkü atanı yine doğaçlama yaparak yanıtlar. Burada yanıt değeri taşıyan kafiyeli/lirik dörtlükler kurmak önemlidir. Böyle bir yeteneği olmayan kişi, eğer kendisine türkü atılmışsa genellikle oyunu terk eder ya da sessiz kalarak horona devam eder.

Atışmalar kimi zaman dörtlü kimi zamansa ikili mısralar halinde yapılır. Horon halindeyken dörtlü, yarıştırma içinse daha çok iki mısralı atışmalar yaygındır. Atışmalara ezgi ve ritim organı olarak kemençe kullanılır. Bazen ayaklarla ritim tutulduğu da olur. Kemençe eşliğinde yapılan horonlar ve atışmaların süresi yoktur. Bir taraf pes edene kadar oyun devam eder. O nedenle bu konuda usta olmayanlar ya horona girmez ya da atılan türkülere yanıt vermez.

Atışmalarda genellikle bir konu tespit edilir. O konu üzerinde atışanlar mutlaka önceden birbirlerini iyi tanıyan veya teşhis eden kişilerdir. Bu tip atışmalarda bazen edep dışı söylemler kullanılsa da herhangi bir söz için sonradan kavga edilmesi gelenek dışıdır. Ortam gerginleşse de köyün büyükleri kavgaya izin vermezler. Bazen köyün yaşlıları atışmalarda kimin üstün olduğunu saptamak için hakem olurlar. O nedenle atışmalara giren kişiler atışma kuralları dâhilinde söylenecek her sözü veya hakareti hoş görmek zorundadırlar. Ancak her şeye rağmen bazı atışmalı oyunların sonunda silahların da işe karıştığına tanık olunmuştur.

Kız : Haçan horom ederum
Titrer edep yerlerum

Erkek : Korkma duşerum deyi
Ben oni direklerum

Kız : Ben sana varmam derum
Olan gağurun oğli

Erkek : Niçun varmazsın bana
Bi kariştur anderum
(Of, Anonim)

Seyrek de olsa böyle edepsizce atışmalar olmuştur. Bu yüzden işin silahlı çatışmalara kadar gittiği söylene gelir. Ancak bugün böylesi atışmaların olması mümkün değildir.

Trabzon ve çevresi türküleri/halk şarkılarında sevgili ve cinsellik neredeyse ana konudur. Hem normal hem de atma türkülerinde bu iki konu çok sık kullanılır. Öyle ki, dağlar, yaylalar, köyler, yollar gibi yerler için söylenen türkülerin içeriğinde yine bu iki konu hakimdir. Trabzonlu bir ozan gördüğü her şeyde sevgilisini ve cinselliği anımsar dersek pek de abartmış olmayız.

Ela as pame ela
Gel gidelim gidelim

Na ftağumes mamulas
Mamula toplayalım

Na inete stromatam
Kırmızı yanakların

Kocino ta mağula’s
Olsun benim yatağım
(Trabzon, Anonim)

Son yıllarda Rize’de atma türkü dalında yarışmalar düzenlenmektedir. Yarışmalar Türkçe yapılmakta olup puanlama sistemiyle dereceler belirlenmektedir. Puanlamadaki ölçüler şöyle:

Konuyu işleme ve anlatabilme
Kafiye uyumu
Türküler arası zamanı iyi kullanma
Söz sanatı yapma (edebiyat)
Hece ölçüsünü doğru kullanma
Ayak değiştirme
Söylenen türküyü anlamlı yanıtlama
Serbest türkü söyleme

25 puan
10   “
10   “
10   “
10   “
10   “
20   “
5     “

Önceden belirlenen seçici kurul toplam 100 puan üzerinden değerlendirme yaparak yarışma sonunda dereceye girenleri ilan etmektedir.

Araştırmacı Osman Naci Ak, atma türküleri Karşı Beri Atma Türkü başlığı altında inceler. Yaptığı incelemede atma türkü geleneğinin üç şekilde uygulandığını belirtir.

a) Şairlerden biri 7+7 li bir yarım türkü ile anlamlı bir söz söyler. Yani iki mısralı bir türkü atar, diğer şair aynı kafiye ve ikili mısra ile ona cevap verir.

60-70 yıl önce Gündoğdu’lu Topal Osman ile Güzelköylü Refik Tüylüoğlu’nun karşılaşması buna bir örnektir.

Refik  : O Osman gözünü aç
            Ya ba karşında kim var

Osman: Ben Kandemir oğluyum
            Karşımda Tüyloğlu var

Refik  : Tanır mısın onları
            Eskilerden kimler var

Osman: Baban Tüyloğlu Osman
            Deden Sarı Bayraktar

Refik  : Onlar için olmadı
            Kapılara anahtar

Osman: Onlar tartardı ama
            Değildi iyi kantar

Refik  : Zaten bizim pazara
            Kalmadı iyi dostlar

b) İkinci tür karşıberi atma türkü yarışma şekli. Şairlerden biri ikinci ve dördüncü mısraları kafiyeli bir türkü söyler. Diğer şair başka bir türkü ile ona cevap verir.

Buna ait örnek İkizdere ilçesinden alınmıştır. Kızı, anne ve babası sevdiği erkeğe vermez. Erkek başkası ile evlenir. Eski iki sevgili bir düğünde karşılaşır ve kurulan horonda karşılıklı atışırlar.

Kız     : Dertlerimi bilema
    Türkilen diyeceğum
    Yemin ettum içümden
    Kimseyi sevmiceğum   

Erkek: Kimse kandıramadı
          Anan ilan babanı
          Ben eşümden razıyım
          Sen kes benden gümanı

Kız    : Ettüğüme pişmanım
          Hep saçımı kazıyım
          Biraz he desen bağa
          Kumaya da razıyım

Erkek: Hiç eyi gitmeyecek
          Habu işlerun soni
          Öyle bir şey olamaz
          Aklundan çıkar oni

c) Üçüncü tür karşıberi yarışma şekli Kesme Türkü denilen şekildir. Bu tarz türkü söylemeye Çayelinde bu ad verilir. Yarışma iki kişi değil, iki grup arasında yapılır. Taraf olan gruplardan biri birbiri ardına ikili mısralar halinde kafiyeli peş peşe türküler söyler. Her iki mısra karşı tarafça aynen tekrarlanır. Bu tekrar birinci gruba türkü düzme zamanı kazandırır. Bir müddet böyle devam eder. Beş on türküden sonra karşı taraf türküyü keser ve birinci grubun türkülerine cevap vermeye başlar. Bu cevaplar da karşı tarafça nakarat halinde tekrarlanır.

Kesme türküye Çamlıhemşin’den örnek:

I. Grup :  1) Bir dert var yüreğimde
                  Bilmem anlatsam nası

              2) Pirik Ali sevdanın
                  Gitmez yürekten pası

              3) Yaşar Çalığa sorsan
                  Sevdaluk olur nası

II. Grup: 1) Derler ki samanlıktır
                 Sevenin sermayesi

             2) İnan ki harap olur
                 Eğer yoksa parası

             3) Verip de alacağım
                 Nedir başlık parası

             4) Çok dolaştın peşine
                 Havanı aldın nası

Rumca ve Lazca’da Atma Türkü

Bugün Rumca ve Lazca atma türkü geleneği neredeyse unutulmuş durumdadır. Bunun başlıca nedeni Rumca ve Lazca’nın artık yalnızca yaşlılar tarafından konuşuluyor olmasıdır. O nedenle derleme çalışmalarında yine halen Rumca ve Lazca konuşan yaşlı insanların anılarını, anımsamalarını kaynak olarak kullanmaktayız.

Hopa, Orta Mahalle'den Nuri Küçükler (Koçumişi Nuri), sevdiği kızı geçeceği yolda beklemeye koyulur. Biraz sonra önünden geçecek olan Latife’ye önceden kurduğu iki dörtlük türküyü atar (1943-Hopa):

            Mele Mole golas ohoroskani              
            Karşıda beride orta sırada evin

            Mig gegodu kaybana cohoskani          
            Kim koydu o kaybana ismini senin

            Megiğuras hısım ekrabaskani              
            Bütün hısım akrabaların ölsünler

            Domçvi do domhali guliçkimi   
            Yaktın da kül ettin sevgilim beni

            Kuledibis kogelagidgi ragi                   
            Kuledibinde sana tuzağı kurdum

            Ma ek vare emyeris kogevagi             
            Ben ordayım hep oraya alıştım

            Skani sevdaluğis solen gevagi  
            Senin sevdalığına nerden alıştım

            Domavi do domhali guliçkimi   
            Yaktın da kül ettin sevgilim beni
            (Nuray Küçüker, Maltepe/İstanbul)

Of- Çoruk köyünde eskiden köyün imamı ile hafızı horona girerler. Girmeleriyle atışmaları bir olmuş:

            Tsano Hafız      :  Ey gidi Haci İmam                           
                                      Ey gidi Hacı İmam

                                      Toz kadar u lepo se             
                                      Toz kadar görmem seni

            Hacı İmam       :  To cefalis tsepreya               
                                      Kafan kel parlak

                                      Ep’opan elepose                  
                                      Yukardan gördüm seni
                                   (Of-Erenköy, Ali Çakmak)
           

Bir Destan

Çok eski değil, bundan 25 yıl öncesine kadar Trabzon'da ve Türkiye'nin birçok bölgesinde destan söylemek ve yazmak yaşayan bir gelenekti. Bugün de halen İstanbul'un bazı semtlerinde (Örneğin, Maltepe ilçesinde kör bir adam ve yanında yaşlı bir kadın sırayla ve sesli sesli destanlarını okuyarak para dilendiklerine tanık oldum.) bu gelenek sürdürülmektedir. Destan okurken belli bir kaide ve lirizme önem verildiği için şiire ve müziğe yakın bir dal olarak değerlendirilebilir. Ancak Trabzon’da kemençe eşliğinde destan okunduğunu bilmekteyiz. Örneğin, köyünü anlatan destanlar, gurbeti anlatan destanlar, aşkını anlatan destanlar gibi.

Şimdi örneğini vereceğimiz destan Sürmene'nin Okhşoho köyünden 150 sene evvel ölen Kirahmet'in kendisi için yazdığı ölüm destanıdır.

1)   ey kiti Kazankıran                        
      ta şona s' in lömena                              

2)   eşerte c' eğven ibşim                     
      ta tsaruşa m' δemena                           

3)   yedi tane yastuka                          
      si raşam tüzemena                   

4)   inekam ta ğarδela m'                     
      ula ine klömena                                    

5)   ta proğata si borda                       
      permenune emena                                

6)   beşyuz tane koδona                      
      so tavan kremağmena                   

7)   o şkilo miroloğay                          
      harde elep emena                                 

8)   ta kavrana si yoda                        
      ine efçeromena                                    

9)  erzailis pal bermen                         
     harte eper emena                          

10)günah uc işleyepsa                         
     o repis me t' emena                               

11)o horiyos as erte                            
     as lepune emena

12) altiyuz baş proğata
     so kervan tüzemena

13)  kukula to kabalak
     si yoda kremağmena

14)  otuz tane anepsa
     hakleğune emena

15)  i mana m' ce o ciri m'
     bermenune emena

16)  so parhar ta staliya m'
     stekone kliδomena

17)  elepune to hali m'
     ul kleğune emena

18)  i mezare’m komeno
     ta perdeδas pizmena

19)si raşam ta ilaçliya
     δemena yeraδas

20) to repi parakalo
     ela ebar emena

21) u boro na cimume
     t'ebana m' bonemena

22) ağu ta hastaluka
     o repis δi emena

Yüzelli sene evvel Okhşoholi Kırahmet'in ölüm beytini herges okusun ta ona göre gentine hazirluk yabsun, allahi bilsun. Fehirlenma insanoğlu, tema var mi ben kibin. Eser bir hafif rozgar savurur harman kibin.

Naklen yazan: Trabzon/Of'un Erenköy'ünden şair Mevlut Uzunlar, yaşı 82, tarih:20.12.1999

Destanın Tükçesi:

1)   Ey gidi Kazankıran
    Hep karların erimiş

2)   Geldi canım çıkıyor
    Çarıklar çözülmemiş          

3)   Yedi tane yastık    
    Sırtımda dizilmiş    

4)   Karım ve çocuklarım
    Hepsi ağlamaklı                

5)   Koyunlarım kapıda           
    Beni bekliyorlar                

6)   Beşyüz tane koyun çanı
    Tavanda asılıyor

7) Köpeğim ağlıyor
    Beni görmek istiyor

8)  Yağ teknesi odada 
    İçleri boşaltılmış    

9)  Azrail de bekliyor  
     Gelip alacak beni                           

10) Hiç günah işledim  
     Allah da benimle   

11) Bütün köy gelsin   
     Görsünler beni      

12) Altı yüz baş koyunum
     Kervan için dizilmiş

13)  Kabalaktan kukulam
     Odamda asılıyor   

14)  Otuz tane torunum
     Hep ağlayacaklar bana

15)  Annem ile babam
     Beni bekliyorlar     

16)  Yayladaki evlerim
     Kilitli duruyorlar

17)  Halimi görmüyorlar
     Ağlamıyorlar bana

18)  Mezarım kazılmış
     Perdeleri yapılmış

19)  Arkamdaki yaralar
     İlaçlarla sarılı

20)  Allaha yalvarırım
     Gel de al bu canımı                      

21)  Uyuyamıyorum
     Vucudum ağrıyor

22)  Bu hastalıkları
     Allah veriyor bana

Kaynaklar:

Ak, O. Naci, Rize Karşı Beri Atma türkü Yarışması, Rize Halk. Eğt. Yay., Rize, 1994
Asan, Ömer, Pontos Kültürü, Belge Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2000
Küçüker, Nuray, Maltepe/İstanbul
Uzunlar, Mevlut, Trabzon/Of-Erenköy
Yanıkoğlu, B. Aziz, Trabzon ve Havalisinde Toplanmış Folklor Malzemesi, Kenan
Matbaası, İstanbul, 1043